Haberler

Haberler

  • Rus Devrimi’ni Neden İncelemeliyiz? Cilt II: İşçi İktidarına ve Dünya Sosyalist Devrimine Doğru

    Rus Devrimi’ni Neden İncelemeliyiz? Cilt II: İşçi İktidarına ve Dünya Sosyalist Devrimine Doğru

    Mehring Books, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK), Rus Devrimi’nin 100. yıldönümü nedeniyle düzenlediği Rus Devrimi’ni Neden İncelemeliyiz? başlıklı konferansların ikinci cildinin yayınlanmasını duyurmaktan memnuniyet duyar. Eser,Mehring.com’dan edinilebilir. İki ciltlik bu kitap, 20. yüzyılın en önemli olayı olan Rus Devrimi’nin arka planını, tarihini, sonuçlarını ve günümüzdeki geçerliliğini inceliyor. İkinci cilt, devrimin, Temmuz Günleri’nden işçi sınıfının Ekim’de Bolşevik Parti önderliğinde iktidarı ele geçirmesine kadar izlediği yolun izini süren son dört konferansı içeriyor. David North tarafından verilen son konferans, Ekim Devrimi’nin dünya tarihindeki yerini değerlendiriyor. Cilt, ayrıca, North’un “Ekim Devrimi ve Tarihsel Gerçek” dahil çeşitli tamamlayıcı makalelerini ve konferanslarını kapsıyor. İki cilt, tüm bir işçi ve gençlik kuşağının, günümüzde sosyalist bir hareketin inşası için gerekli son derece önemli siyasi ve teorik konulardaki eğitimine muazzam bir katkı sağlayacaktır. David North’un ilk cildin sunuş konferansında belirttiği gibi: Kapitalizm çerçevesi içinde çözülebilecek tek bir önemli toplumsal sorun yoktur. Doğrusu, emperyalist jeopolitiğin temelini oluşturan kapitalizmin ve ulus devlet sisteminin mantığı, dosdoğru, bu kez nükleer silahlarla gerçekleşecek bir başka küresel savaşa gidiyor. Felakete gidişi durdurabilecek tek şey, dünya sosyalizmi uğruna bilinçli mücadelenin yeniden canlandırılmasıdır. Rus Devrimi’ni incelemek, her şeyden önce bunun için gerekiyor. Rus Devrimi’ni Neden İncelemeliyiz? kitabını bugün Mehring Books’tan sipariş edin. Cilt I (($19.95) Cilt II ($15.95) İki ciltlik set ($29.95) I.Cilt hakkında Bu cilt, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi üyelerinin Rus Devrimi’nin 100. yıldönümünü anmak üzere düzenlediği ilk beş konferansı içeriyor. WSWS Uluslararası Yayın Kurulu Başkanı David North’un verdiği “Rus Devrimi’ni Neden İncelemeliyiz” başlıklı ilk konferans, devrimin benzersiz karakterini ve kalıcı önemini açıklıyor. Diğer konferanslar, Fred Williams’ın “1905’in Mirası ve Rus Devrimi Stratejisi”; Nick Beams’in “Savaş ve Devrim: 1914-1917”; Joseph Kishore’un “Şubat Devrimi’nde Kendiliğindenlik ve Bilinç” ve James Cogan’ın “Lenin’in Rusya’ya Dönüşü ve Nisan Tezleri”. Cilt, ayrıca, David North’un devrimci teori ve tarihin çarpıtılması üzerine, “Savaş ve Devrim Çağında Felsefe ve Politika”yı da kapsayan önemli ek konferanslarını ve makalelerini içeriyor. II.Cilt hakkında Bu cilt, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi üyelerinin Rus Devrimi’nin 100. yıldönümünü anmak üzere verdiği son dört konferansı içeriyor. Bu konferanslar, Barry Grey’in “Temmuz Günleri’nden Kornilov Darbesine: Lenin’in Devlet ve Devrim’i”; Tom Carter’ın “Bolşevik Parti ve Kitlesel İşçi Sınıfı Hareketi”; Chris Marsden’in “Ekim Dersleri: İktidarın Ele Geçirilmesinin Öngününde Bolşevik Parti İçindeki Siyasi Kriz” ve David North’un “Ekim Devrimi’nin Dünya Politikasındaki Yeri”.tamamı…

  • WSWS Troçki’nin Ekim Dersleri’nin Urduca çevirisini yayınladı

    WSWS Troçki’nin Ekim Dersleri’nin Urduca çevirisini yayınladı

    Dünya Sosyalist Web Sitesi (WSWS), Troçki’nin ufuk açıcı eseri Ekim Dersleri’nin şimdiye kadarki ilk Urduca çevirisinin yayınlanmasını duyurmaktan memnuniyet duyar. Urduca, Pakistan’daki resmi dil ve ayrıca Hindistan’da 50 milyon dolayında insan tarafından konuşuluyor. Troçki tarafından 1924’te yazılmış olan Ekim Dersleri, hem 1917 Ekim Devrimi’nin tarihinin hem de devrimci önderliğin sosyalist devrimdeki merkezi rolünün kavranması açısından son derece önemlidir. Ekim Dersleri’nin Urduca çevirisi Eserin Urduca basımı, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin (DEUK) Pakistanlı destekleyicileri tarafından hazırlandı. Kitap, WSWS Uluslararası Yayın Kurulu’nun üyesi olan Keith Jones tarafından yazılan bir önsözü ve Kanadalı öncü Troçkist Maurice Spector’ın 1937 yılındaki İngilizce basım için yazdığı girişi içeriyor. Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin pearspektifleri ile siyasi görüş birliği ifade eden ve DEUK’u Sosyalist Devrimin Dünya Partisi olarak inşa etmek üzere onunla birlikte çalışmaya girişen Pakistanlı Marksist Ses grubu, Ekim Dersleri’nin Urduca çevirisini kitap olarak yayınladı. Urduca çeviriye buradan erişilebilir. Önsöz’ün özgün, İngilizce hali şuradan okunabilir.tamamı…

  • Çar’dan Lenin’e gösterimleri Londra ile Manchester’da kapalı gişe oynadı

    Çar’dan Lenin’e gösterimleri Londra ile Manchester’da kapalı gişe oynadı

    Şimdiye kadar yapılmış en önemli belgesellerden biri olan Çar’dan Lenin’e filmi, kısa süre önce, Londra’daki ve Manchester’daki sinemalarda kapalı gişe gösterildi. Belgesel, 14 Ekim’de Manchester’ın uluslararası çağdaş sanat, tiyatro ve film merkezi HOME’da, 22 Ekim’de ise Londra’nın Barbican Merkezi’nde gösterildi. Sineması da bulunan Barbican sahne sanatları merkezi, kendi türünde Avrupa’daki en büyük merkez. Manchester’da, film hakkında 10 dakikalık bir sunum yapması için, Sosyalist Eşitlik Partisi’nin Ulusal Sekreteri Chris Marsden davet edildi. Barbican’da ise, emektar Troçkist Barbara Slaughter bir sunuş konuşması yaptı. Chris Marsden Manchester’da Çar’dan Lenin’e belgeselini tanıtıyor “Bugün bu belgeselin HOME Sineması’nın Ekim Devrimi’nin yüzüncü yıldönümü anmasında Ayzenştayn’ın Ekim’i gibi klasik eserler ile yan yana gösteriliyor olması, bu eserin kalıcı öneminin bir kanıtıdır.” diyen Marsden, konuşmasını şöyle sürdürdü: Siyasi olarak, bu eser, şimdiye kadar yapılmış en önemli belgesellerden biri olarak durmaktadır. Bu, BBC’nin ve başka birçoklarının yüzüncü yıldönümünü anma çababalarını karakterize eden tarihdışı ve hatta açıkça komünizm karşıtı propaganda göz önünde bulundurulduğunda, belki de her zamankinden daha fazla geçerlidir. Eğer Ekim Devrimi hakkında güçlü duygulara sahip olmasaydınız, hiçbiriniz burada olmazdınız. Umuyorum ki çoğunuz, bu devrimi yapanlara yol gösteren savaş karşıtı, sosyalist ve enternasyonalist perspektife sempati duyuyor ya da muhtemelen aktif destek veriyorsunuz. Ama görüşleriniz Rus Devrimi’nin trajik bir hata olduğu biçimindeki resmi siyasi söylem eliyle şekillenmiş olsa bile, insanlık tarihinin rotasını değiştiren, milyonları kapsayan kahramanca bir kitle hareketinin düşünsel, duygusal ve sanatsal çekimi sizi buraya getirdi. Çar’dan Lenin’e belgeselini izleyince, Ekim’in, Bolşeviklerin gerçekleştirdiği ve Çarlığın demokratik bir şekilde devrileceğine ilişkin önceki umutları kıran bir tür darbe olduğu yönündeki her türlü yanlış kanının, ortadan kalkmasa bile sorgulanacağını ileri sürmeyi göze alıyorum. Marsden, filmin, bu tarihsel olaylardan esinlenmiş ve ne yapıp edip 1917 olaylarının kamera görüntülerini toplamaya girişmiş olan Herman Axelban ile o dönemlerde Bolşevik devriminin bir destekleyicisi olan Max Eastman arasındaki olağanüstü bir işbirliğinin ürünü olduğunu belirtti. Eastman, 1920’lerde Sovyetler Birliği’ne seyahat etmiş ve Sovyet yönetiminin birçok önderiyle, özellikle de Lev Troçki ile yakın siyasi ve kişisel ilişkiler kurmuştu. Marsden, bu konuda şunları belirtti: “Eastman, Çar’dan Lenin’e filminin anlatıcısıdır ve mükemmel bir iş çıkarmıştır. Bununla birlikte, filmin yapısını biçimlendiren çözümlemenin Lev Troçki’ye ait olduğunu vurgulamak gerek. Anlatılan olaylar sırasında Ekim’in Lenin ile birlikte önderi ve Kızıl Ordu’nun kurucusu olan Troçki, Sovyetler Birliği’nin Josef Stalin yönetiminde bürokratik yozlaşmasına karşı sosyalist enternasyonalizm programının savunusu mücadelesinin başını çekti. Film, Troçki’nin Eastman tarafından çevrilmiş olan anıtsal eseri Rus Devrimi’nin Tarihi’nin yayınlanmasından bir yıl sonra, Ocak 1931’de tamamlandı.” Çar’dan Lenin’e filminin sonraki yazgısı, Stalinizmin yükselişine derinden bağlıydı.tamamı…

  • Marksizm ve sahte sol: David North’un Leipzig Kitap Fuarı’ndaki röportajı

    Marksizm ve sahte sol: David North’un Leipzig Kitap Fuarı’ndaki röportajı

    Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin Uluslararası Yayın Kurulu başkanı David North, 18 Mart’ta, Almanya’nın Leipzig kentindeki Kitap Fuarı’nda, Frankfurt Okulu, Postmodernizm ve Sahte Solun Politikası: Marksist Bir Eleştiri adlı kitabının Almanca baskısını tanıttı. North’un sunumunun ardından, Schattenblick gazetesinden bir muhabir onunla röportaj yaptı. Röportaj 29 Mart’ta yayınlandı ve çevrimiçi olarak Schattenblick web sitesine kondu. Röportajın Almanca’dan çevirisini, Schattenblick’in izniyle aşağıda yayımlıyoruz. * Schattenblick: Leipzig Kitap Fuarı’na gelen ve sol politika hakkında gerçek bir fikre sahip olmayan ortalama ziyaretçiye, gerçek sol ile sahte sol arasındaki farkı nasıl açıklarsınız? David North: “Sahte sol”un kısa ama öz bir tanımını kitabımda vermiştim: “Sahte sol, orta sınıfın ayrıcalıklı ve hali vakti yerinde kesimlerinin sosyo-ekonomik çıkarlarını ilerletmek için popülist sloganlar ve demokratik söylemler kullanan siyasi partileri, örgütleri ve teorik/ideolojik eğilimleri ifade etmektedir.” David North Leipzig Kitap Fuarı’nda Frankfurt Okulu, Postmodernizm ve Sahte Solun Politikası: Marksist Bir Eleştiri’yi sunuyor Açıklamaya çalıştığım şey, sahte solun, kimlik politikalarının çeşitli biçimleriyle orta sınıfın hali vakti yerinde kesimlerini temsil ettiği. Onların ırk, milliyet, cinsel yönelim ve cinsiyet üzerine yoğunlaşmaları, özünde, nüfusun en zengin yüzde 10’u içindeki çatışmalarla ilişkilidir. Bu ayrıcalıklı tabaka içinde bile, servetin eşitsiz dağılımı söz konusu. Toplumun bu hali vakti yerinde kesimi içinde de, servetin en büyük kısmının en zengin yüzde 1’e gitmesiyle ilgili azımsanmayacak bir hoşnutsuzluk var. Bu, bizim Amerika Birleşik Devletleri’nde “pozitif ayrımcılık” dediğimiz şey dahil olmak üzere, kimlik politikasının yükseltilmesine yol açmış durumda. Kotalar, işlerin belli bir yüzdesinin belirlenmiş azınlıklar için ayrılması ve hatta, en uç durumlarda, o azınlığın ve kadın öğrencilerin yalnızca kendi cinsiyetlerinden ve ırklarından profesörler tarafından eğitilmesi talepleri yükseltiliyor. Bu tür talepler, servetin toplumdaki en varlıklı tabaka içinde daha tatmin edici bir bölüşümünü güvence altına almayı amaçlamaktadır. Sözde sol örgütlerin bu taleplerin peşinde koşmasının, işçi sınıfı mücadelesi ile hiçbir ilgisi yoktur. Sahte solun rolü anlaşılmış değildir ve birçok kişinin, Syriza’nın Yunanistan’da iktidara gelmesinin ve neredeyse hemen bütün önceki taleplerini ve sözlerini inkar etmeye başlamasının ardından şok olmasının nedeni budur. Dün, bana, Junge Welt’in [Almanya’daki Sol Parti’nin gazetesi] bir sayısı verildi. Bu yayının büyük ölçüde kişisel cinsel yönelim ile ilgili konulara ayrılmış olduğu gerçeğiyle karşılaştım. Bu,Junge Welt’in, Almanya’nın hızla yeniden askerileşmeye doğru ilerlediği sıradaki odak noktasıdır. Kitabın tanıtımı sırasında az önce açıkladığım gibi, Almanya dünya gücü olma uğruna yeni bir yönelime girmiştir. Sol bir gazetenin üzerine odaklanması gereken konu bu değil mi? Neden Almanya’da hiçbir kayda değer savaş karşıtı gösteri yok? Neden savaşa karşı hiçbir örgütlü muhalefet bulunmuyor? Almanya’daki partimiz, sağcı unsurların Berlin Humboldt Üniversitesi fakültesindeki varlığı konusunda ciddi bir mücadeleye girmiş durumda.tamamı…

  • Savaş tehlikesi ve sahte solun politikası üzerine Leipzig’deki toplantılara yüzlerce kişi katıldı

    Savaş tehlikesi ve sahte solun politikası üzerine Leipzig’deki toplantılara yüzlerce kişi katıldı

    Geçtiğimiz Cuma günü Mehring Yayınları’nın (Mehring Verlag) Leipzig Kitap Fuar’ında düzenlediği iki toplantıya yaklaşık 500 kişi katıldı. Almanya’daki mevcut siyasi durumla yakın bir şekilde bağlantılı konuları irdeleyen toplantılarda iki kitap tanıtıldı. David North, öğlen saatlerinde, Kurgu Dışı Kitap Forumu’nda,Frankfurt Okulu, Postmodernizm ve Sahte Solun Politikası: Marksist Bir Eleştiri adlı kitabının Almanca baskısını sundu. Akşam saatlerinde, Bilim mi Savaş Propagandası mı? (Wissenschaft oder Kriegspropaganda) adlı kitap, Leipzig Üniversitesi’ndeki bir toplantıda ele alındı. Leipzig Üniversitesi’ndeki dinleyicilerin bir bölümü Frankfurt Okulu, Postmodernizm ve Sahte Solun Politikası Peter Schwarz, forumdaki ilk toplantıda, North’un yeni kitabını, Marksist teorik ve siyasi polemik geleneği bağlamı içine yerleştirdi. Schwarz, “Bu polemiklerin içeriği, her zaman, eleştirilerin yöneldiği tekil bireylerden daha önemliydi.” dedi. “Çok az insan Eugen Dühring’i hatırlıyor. Ama artık tanınmayan bu akademisyenin Marksizme yönelik saldırılarına yanıt veren Engels’in Anti-Dühring’i, sosyalist hareketin eğitiminde muazzam bir rol oynadı.” Schwarz, Frankfurt Okulu, Postmodernizm ve Sahte Solun Politikası, “savaş sonrası dönemde radikal, küçük-burjuva sola egemen olan ve sıklıkla yanlış biçimde Marksizm olarak takdim edilen kötümser, son derece öznel ve akıldışı anlayışları ele alıyor.” dedi. Kitap, Almanya’daki Sol Parti, Yunanistan’daki Syriza ve İspanya’daki Podemos gibi çeşitli sahte sol örgütlerin nasıl işçi sınıfının yönünü şaşırttığını ve ona ihanet ettiğini gösteriyor. North, kendi açıklamasında, öncelikle, ABD seçimlerinde Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen adayı olarak yükselişi hakkında konuştu. North, Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin yükselişi ile olan paralelliklere dikkat çekerek, Trump, “Amerika’da geri olan her şeyi temsil ediyor.” dedi. North, Trump’ın ve diğer sağcı güçlerin toplumsal öfkeyi kendi çıkarlarına kullanma becerisinin, ayrıcalıklı orta sınıfın sahte sol partilerinin ve örgütlerinin siyasi ve entelektüel iflasını teşhir etmiş olduğunu söyledi. North, büyük Marksistlerin daima perspektif sorunlarıyla ilgilenmiş olduğunu belirtti. Onlar, nesnel toplumsal gelişmeleri, işçi sınıfının iktidar uğruna mücadelesi bakış açısından çözümlediler. North, bugün adı “sol” olarak geçenlerin bununla hiçbir alakası bulunmuyor, dedi. Bunun hem siyasi hem de teorik nedenleri söz konusuydu. Çoğu sahte sol eğilimin kökenleri, Vietnam Savaşı’na karşı protestolar dönemine kadar dayandırılabilir. 1960’larda ortaya çıkmış olan protesto hareketlerine, işçi sınıfı değil, küçük-burjuvazinin radikalleşmiş kesimleri hakimdi. North, “Onlar, Frankfurt Okulu’nun en iyi bilinen temsilcileri olan Herbert Marcuse, Wilhelm Reich, Theodor Adorno ve Max Horkheimer’dan etkilenmişlerdi.” diye açıkladı. Horkheimer ve Marcuse, Hitler’in 1933’teki zaferinin ardından son derece kötümser sonuçlar çıkardılar. “Onlar, Alman akıldışıcılık felsefesinden etkilenmişlerdi. Marcuse, Heidegger’in varoluşçu olguculuğunu Marksizmle kaynaştırmaya girişti. Sonuçta Marksist felsefenin çarpıtılması, orta sınıf kesimlerinin politikasına teorik bir temel sağladı.” North, konuşmasını, dinleyicilere doğrudan bir çağrı ile sonlandırdı: “Dünya tarihinde çok ciddi günlere giriyoruz.tamamı…